İlknur Akpinar Yücedağ/ Aralık 26, 2019/ kitap, klasikler, roman/ 0 comments

ANA – MAKSİM GORKİ

“Akşam olup da batan güneşin kızıl ışınları pencere camlarını tutuşturunca, fabrikanın taş karnı kusmuk gibi dışarı atardı öğüttüğü insanları, ve yüzleri isten kararmış işçiler aç insanlara özgü parlak dişlerini göstererek yeniden sokaklara dolar, ortalığa makine yağı kokuları yayarlardı ekşi ekşi. Artık sesler canlı ve hatta neşeli çıkardı, çünkü forsalık o gün için son bulmuştu, evde akşam yemeği yiyip dinleneceklerdi. Fabrika bir gün daha yutmuştu. Makineler, insan kaslarındaki bütün gücü kendi ihtiyaçları için emmişti. O gün de geçip gitmişti. Hiç iz bırakmadan. İnsan bir adım daha atmıştı mezarına doğru.”

Kitabın birinci bölümünün ilk sayfasındaki bu paragraf “fabrika & işçi” tasvirlerinin en çarpıcı örneğidir.

Ana, Maksim Gorki’nin yazdığı Rus edebiyatı klasikleri arasına girmiş bir romandır. 1917’deki Rus devrimi öncesindeki Rus işçi sınıfının fakir yaşantısını anlatmaktadır.

Kitaba adını veren “Ana” başkarakter Pelageya adında bir Rus köylüsü.

Pelageya Vlasova, gerçek bir Rus devrimcisinin yaşamından esinlenilerek yazılmış. Kahramanımız çocukluktan beri devrimci kitaplar okuyarak veya çevresindekilerle tartışarak kendini geliştirmiş bir kahraman değil, halkın içinden gelmiş ve halkın değerlerine sahip kiliseye ve çara sıkı sıkıya bağlı ancak en az bunlar kadar oğluna da bağlı bir ana. Ana önceleri, yalnızca zarar görmesinden korktuğu için, oğlunu dinlemekle yetinir. Ancak oğlunun ve arkadaşlarının konuşmalarını dinleyerek ve azmedip okumayı öğrendikten sonra kitap okuyarak kendini geliştirir. Zamanla halkı ezenlerin düşmanı haline gelir ve devrimci hareketin sembolü olur.

Ana’yı evlat sevgisiyle yeni kimliğine dönüştüren diğer karakterler oğlu Pavel ve devrimci arkadaşları.

Romandaki temanın temelini, 1 Mayıs 1902 gösterilerinde tutuklanmış gençlerin yargılanma süreci oluşturuyor. Emekçi kitlelerde uyanış ve siyasi aydınlanmanın yaşandığı hızlı süreci betimliyor.

Rusya’da devrim öncesi milyonlarca işçi, yoksulluklarını ve can sıkıntısını, içki ve kavgayla bastırmaya çalışır. Yoksul halk amaçsız ve anlamsız bir yaşam sürdürür. Kaldı ki bu hayatı bir ‘yazgı’ olarak algılarlar. Pasifleşirler ve her şeyi olduğu gibi kabul ederler. İnsanlar bilinçsizlik, bezginlik ve aldırmazlık içinde yaşar. Büyük çoğunluk okuma yazma bilmez. Ancak zamanla gözleri, kulakları açılır ve bilinçlenirler.

Kitabın önemli vurgularından biri de; öğrenme, bilinçlenme ve aydınlanma yaş ve cinsiyetten bağımsızdır. İnsanoğlu cesaret edebildiği sürece gelişebilir.

Bana göre Rus edebiyatının daima karamsar bir tarafı vardır. Bu nedenle okuma motivasyonunuzun çok yüksek olması gerekir. Ancak, yazarın tasvirleriyle duyguların ve dönem koşullarının zihninizde canlanmasına izin verdiğinizde olağanüstü bir yakın dönem gerçekliğine dalacaksınız.  Lütfen sabırla ve dikkatle okuyun.

Satırları Nazım Hikmet’in ifadesiyle kapatalım.

“Gorki insanlar yaşadıkça yaşayacaktır. Çünkü yeryüzünün en büyük şairidir.”

Aralık 2019

İlknur Akpınar Yücedağ

KİTAP KÜNYESİ:

  • Kitap Adı:                         ANA
  • Yazarın Adı:                     Maksim Gorki
  • Kategori:                           Kurgu roman
  • Sayfa Sayısı:                     348
  • İlk Yayın Tarihi:               1906
  • Kitap baskısı:                   6. Baskı 1978
  • Yayınevi :                         Oda
Share this Post

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>