İlknur Akpinar Yücedağ/ Ocak 9, 2020/ edebiyat, kitap, klasikler, öykü, roman/ 0 comments

ŞEKER PORTAKALI

Kitabın ithaf kısmını okurken, yazarın öyküdeki kahramanlardan Portuga’yı altı yaşında kaybettiğini ve kardeşi küçük Kral Luis’nin yirmi yaşında, Gloria’nın da yirmi dört yaşında öldüğünü öğreniyorsunuz. Böylece yazarın, yani, kahramanımızın birinci bölümdeki ilk cümlesinin altını çizerek öyküye başlıyorsunuz.

“Günün Birinde Acıyı Keşfeden Küçük Bir Çocuğun Öyküsü”

Yazar José Mauro De Vasconcelos, Brezilya’da Kızılderili bir anne ve Portekizli bir babanın çocuğu olarak 26 Şubat 1920’de Rio de Janeiro yakınlarındaki Bangu’da doğdu. Hayatı boyunca birçok işle uğraşmış. Bu durum, ona yazdığı roman ve hikâyeler için önemli kaynak sağlamıştır. Romanlarında roman karakterlerinin yaşamlarındaki zorlu yaşam koşullarını, yoksulluğu, şiddeti tüm çıplaklığıyla anlatır.

Şeker Portakalı adlı romanını 12 günde yazdığını açıklayan yazar “Ama onu 20 yıldan fazla yüreğimde taşıdım ” der. Kitabın özgün adı O Meu Pé de Laranja Lima’dır (1968).

Öyküdeki kahramanımız Zeze; henüz altı yaşına girmemiş hayal gücü kuvvetli bir çocuk.

Dünyamızda çocukluk dönemi 70’li ve 80’li yıllara denk gelen bireylerin çoğu sokak denen bir sosyal alanın içinde büyüdü. Sokaklar bakkal, kasap, manav gibi esnafın bir arada olduğu büyüklü küçüklü caddelerden oluşurdu ve tüm çocuklar okula gidene kadar ve okul sonrasında bu alanda oyunlar oynayarak vakit geçirirdi.

Zeze de bu çocuklardan biri. Zeze ’nin hayal dünyası ve sıradan hayatını bu hayallerle zenginleştirme çabası, çevresinde çoğu zaman yaramazlık olarak algılanıyor. Bu nedenle sıklıkla azar işiten ve hatta dayak yiyen bir çocuk olarak hayatına devam etmeye çalışıyor. Zeze, kendine özgü bakış açısı, yüksek algı kapasitesi ve duygusal zekâsı ile zaman zaman çevresini şaşırtan bir karakter. Zorluklar içinde yaşayan işsiz bir babanın ve işçi bir annenin kıt kanaat geçindiği bir ortamda, kendi çocukluğunda eğlenmenin yöntemlerini buluyor. Elinde bulunan sınırlı eşyalarla oyun alanları ve karakterleri yaratıyor. Okurken bir yanda hüzünleniyor, diğer yandan Zeze ‘nin çaresizlik içinde bulduğu çözümlere hayran oluyorsunuz. Coşkusuna, tutkusuna, iradesine, inancına, samimiyetine, masumiyetine gıpta ediyorsunuz.

Küçük bedenine büyük gelen kalbi ve zekasıyla sizi gördüğünüz dünyanın ötesine taşıyor.

Bu küçük filozofun öyküsünün sonuna geldiğinizde gözünüzden taşan damlaya engel olamıyorsunuz.

Altını çizdiğim cümleler bu ufaklığın suretinde yıllardır evrende yankılananlar:

“Acı insanın birlikte ölmesi gereken bir şeydi.”
***

“Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı üzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler.”

***

“Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur.”

***

‘Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum.”
***

“Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum. Bazen suratıma garip bakıyorlar, o zaman uyanır gibi oluyorum.”

***

“Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.”

***

”Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek.”

***

“Daha çok anlat” dedim.

“Hoşuna gidiyor mu?”

“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”

“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”

“Gider gibi yaparız.”

***

‘Sessizlik içindeydi her yer, ölümün kadifeden ayakları gezinir gibi. Ve ben, yaşamaya hükümlüydüm; yaşamaya!”

***

– Nen var Zeze?

– Hiç. Şarkı söylüyordum.

– Şarkı mı söylüyordun?

– Evet.

– Öyleyse ben sağır olmalıyım.

“İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.”

***

“İnsan yüreğinin, bütün sevdiklerini içine alabilmesi için çok büyük olması gerektiğini bilmelisin.”
***

“Hayata uzaktan bakarak ilgisizliğimde yitip gitmiş gibiydim.”

***

”- Xururuca!

– Ne var?”

– Ağlamak kötü bir şey mi?

-Ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala. Neden sordun?

– Bilmiyorum, bir türlü alışamadım. Sanki yüreğim boş bir kafes…”

KİTAP KÜNYESİ:

  • Kitap Adı:                         ŞEKER PORTAKALI
  • Yazarın Adı:                     José Mauro De Vasconcelos
  • Kategori:                           Otobiyografik kurgu, Roman
  • Sayfa Sayısı:                     443
  • İlkYayın Tarihi:                1968
  • Yayınevi :                         Can /1983
Share this Post

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>